aileme bir şey olacak korkusu

Merhabagünlüğüm, Biiriyle tanışmıştım warez bir site'de bende azim gördüğünü söyledi günde ne kadar kazandığımı sordu knight online isimli oyundan günde 100 150 lirası arasında kazanıyordum sürekli para geliyordu hoşuma'da gidiyordu ama fazlasını istiyordum bu tanıştığım kişi web sitelerine saldırı yapıyor trojanler oluşturup bilgisayar'dan insanlardan Balkonaoturalım, gözlerimin içine bakarak şarkı söyle yine. "Nefes bile almadan seviyorum seni." Gözlerin öyle parlasın yine, o güzel yeşil gözler öyle baksın yine. Olmasını istediğim, hayalini kurduğumuz şeylerin olamayacağını düşününce karnıma bir ağrı giriyor. O kadar istedim ki onları, öyle inandım ki. Adananın Kozan ilçesinde sosyal medyadan kendisini Turan Kemal olarak tanıtan kimliği belirsiz bir şüphelinin, ''Evinize 186 bin TL'lik haciz göndereceğim" diye korkuttuğu 13 yaşındaki D.D. isimli küçük kız korku dolu anları anlattı. Merhababenim sorum içimde nedensiz endişe ve korku var. Sanki aileme ya da eşime bir şey olacakmış gibi hissediyorum. Sürekli yanımda olmalarını ve iyi olduklarını bilmek istiyorum. Gece yatarken eşime bakıyorum uyanıp acaba bir şey olmuş mu diye içim daralıyor. Onlara bir şey olacakmış korkusuna kapılıp ağlamaya başlıyorum. Ne yapmam lazım? Yolunyarısını koştuktan sonra bir polis beni durdurdu ve "Yol kapalı" dedi, "Büyük bir araba kazası oldu" diye ekledi ardından. Düşündüğüm şeyin gerçekleşmediğini umdum ve devam ettim. Olay yerini görmek istediğimi söyledim ve izin verdiler. Oraya gittiğimde bir araba gördüm, tamamen büzülmüş ve yanıyordu. Hayır. my country the new age sub indo. 1 Evet sorudaki gibi ailem bana güvenmiyor. Bir kekeme yani konuşma problemi yaşadığım için içimi aileme çok açamadım benim sevdiğim rengi bile bilmiyorlar çünkü ben kendimi konuşmak için zorladıkça bana kızdılar böyle konuşma bende stres oluyorum sinirleniyorum deyip durdular. Ben bu yıl geçeceğim ve aileme kendimi tanıtmak istiyorum bunu da konuşma sorunumu en aza indirerek başaracağım evet ve bunun içinde çabalamaya başlayacağım ama sanayide çalışıyorum. Bu hafta 1 ay oldu ve babam okul açılana kadar buradasın dedi -bu normal gelebilir ama ben sanayiden nefret ediyorum çünkü babamda sanayide çalışıyor ve hoşlanmıyorum sanayiden- ve bende bunu demesinden sonra işkence çeke çeke her gün zaman geçmeyerek emirler alarak çalıştım ve haklılar ben yeni bir iş öğreniyorum neden emir vermesinler değil mi? Ama ben artık güzel bir hayat yaşayayım istiyorum yani benim matematiğim zayıf bunu geliştirmem lazım ve akşam kalan 4 saatimi veremem çünkü yorgun geliyorum eve ve bugünkü kötü olan motivasyonumu internet ile çözüyorum ve bu yüzden ders çalışamıyorum. Ben okumayı düşünen birisiyim yani iyi bir üniversiteye gideceğim lise ortalamalarım yüksek olacak iyi bir meslek sahibi olmak isteyen ve okumak isteyen birisiyim. Ama babama ben "baba ben okumayacağım sadece sizin hatırınıza okuyorum" deyip ona el sallamışım ve ben o zamanlar babamın yanında nefes almaya bile korkan birisiydim bırak konuşmayı nefes alırken bile sessizce alayım babam kızmasın nefes almama diyen birisiydim yani bunu dememe ihtimal tanımıyorum ama babam bunu hep yüzüme vuruyor "sen okumak istemediğini diyordun şimdi işe gidince fikrin mi değişti?" deyip duruyor benim bir el sanatı öğrenmemi istiyor ve ben biliyorum yani vida sıkabiliyorum matkap kullanabiliyorum duvar kırabiliyorum çünkü babam bana bunları öğretti. Elinde bir iş olsun ama yapma diyor beni oto döşemeciye verdi bu yüzden yaz sonuna kadar çalış dedi. Asıl hedeflerin ne derseniz ben gitar kursuna gitmek gitarı öğrenmek istiyorum -gitarım hazır tellerini bile yaptırdım ama yatıyor kılıfının içinde- ve şan eğitimi yani güzel şarkı söyleme sesi güzel ayarlama eğitimi almak istiyorum -sanırım bu anlama geliyordu- ve bunları yaparken de konuşmamı geliştirmek istiyorum yani günde 1 saat ayırmam lazım sadece konuşmamı geliştirmem için ve bu okul zamanında da güzel başlamak güzel devam etmek ve bitirmek istiyorum. Farkındayım çok şey istiyorum ama bunları yapmak istiyorum. Sosyalleşmek, kendimi geliştirmek, başarılı olup kendimle gurur duymak istiyorum ve ailemin de gurur duymasını istiyorum. Ama ailem bunların hiçbirini yapmayacağımı sanıyor çünkü önceden yapmadıklarımı gördükleri için bunu diyorlar onlarda haklı ama ben değişmiş olabilirim ve evet. Bunları yazarken bile yüzüm gülüyor mutlu oluyorum içim kıpır kıpır umutla doluyor. Ve babama teklifler sunacağım çünkü beni sonraki yaz yani seneyeki yazsa çalıştıracak burada ve ben ona şu teklifi sunmayı düşünüyorum; benim okul ortalamam 80 ve üstü olursa sonraki yaz kararlarımı ben vermek istiyorum burada baba bana iPhone 11 al en iyi bilgisayarı topla anlamında demedim. Benim yapmak istediğim şeyleri anlamışsınızdır umarım ve umarım sorumu anlamışsınızdır. Pek soru gibi olmadı gerçi derdimi anlatmak gibi oldu ama sadece yazmak istedim. Biraz uzun bir yazı olacak gibi. Bunca sıkıntımı, bunca susmuşluğumu, 8 senenin yükünü ufak satırlara sığdırabileceğimi sanmıyorum da zaten. Dindar bir aileye doğmuştum. Babamın kaçamakları olsa da dinine bağlıdır. Annemdeki Allah korkusu ve sevgisi belki de peygamberlerde bile yoktur. Beni de böyle yetiştirdiler. Ya da en azından öyle sandılar. İlkokula başlamadan önce bile dualar öğretirdi annem. Her yaz Kur’an kurslarına giderdim. Her yaz arkadaşlarım geç saatlerde uyanıp oyun için aşağıya inerken ben sabah erkenden uzun eteğim giydirilmiş ve başıma bir tülbent örtülmüş halde mahallenin camisindeki Kur’an kursuna gidiyor olurdum. Evet, ilkokul yıllarımda. Bana hiçbir zaman Şu zaman kapanacaksın’ denmedi. Sen istediğin zaman kapanırsın’ derlerdi. Eninde sonunda kapanacaktım yani. Bu algı hep vardı. 2011 yılıydı ilk kapanmaya karar verişim’. Yine yaz tatiliydi ve yine Kur’an kursuna gidiyordum. Babamın arkadaşının kızıyla aynı kursa gönderildiğim için tek arkadaşım oydu. O senenin bahar aylarında regl olduğumu öğrendiğinde artık kapanmam gerektiğini, bunun benim için bir emir olduğunu, yoksa cehennemde yanacağımı anlattı. Her zaman Allah korkusuyla büyüdüğümden içim ürpermişti ve kapanmaya karar vermiştim, kendisi gibi. Bu konuşmaları Kur’an kursunun servisinde yapmıştık. Gözüm servisin radyo kısmındaki tarihe takıldı. 14 Temmuz. Asla hafızamdan silinmeyen o tarihti her şeyin başlangıcı aslında. Eve gidip anneme kapanmak istediğimi söylediğimde gözlerindeki pırıltıyı unutamıyorum. Küçücük kızı hiçbir şeyden habersiz bir şekilde örtünün altına girecekti ve o çok mutlu olmuştu. Annem mutluysa vardır bir hikmeti dedim. Annemle beraber bana eşarplar almaya çıktık çarşıya. Denediğim her eşarpta gizlice gözyaşı döktüğümü hatırlıyorum aynadaki çirkinliğime. Hiçbir zaman, küçüklüğümden beri, kendini beğenen biri olmamıştım fakat böyle daha da çirkinleştiğimi fark etmiştim. Yine sesimi çıkarmadım. Ben hiçbir yerdeki eşarpları beğenmezken son çare şallara yöneldik. Şallar aldım kendime, boyumdan uzun kıyafetler. Gel zaman git zaman alışkanlık oluştu. Babamın ve annemin zoruyla namaz kılıyordum. Namaz kılmam için misafir odasına gönderiliyordum. Orada oturup şeker yiyerek kitap okuduğumu hatırlıyorum. Annem veya babam içeriye girdiğinde kıldığımı söylüyordum. Henüz hiçbir şeyin farkında değildim ama içimden bir ibadet yapmak da gelmiyordu. Sene oldu 2013, ben ortaokuldan mezun oldum. Mezuniyet balosuna gitmedim. Nasıl gidecektim ki? Tüm arkadaşlarım güzelce süslenmişken ben mevlide gider gibi giyinmek istemedim. Lise tercih dönemi geldi sonra. Tahmin edebileceğiniz gibi hiçbir Anadolu lisesine gidemezdim. Başımı açamazdım çünkü ortaokulda yaptığım gibi. Tercih listem tamamıyla İmam Hatip liseleriyle doluydu. İlk sıradaki tercihime asillerden giriş yapmıştım. Öncesinde aileme çok yalvardım beni göndermeyin, bana göre değil diyerek. Dinlemediler. Ağlayarak gidip kayıt oldum sonra o okula. Okul eteği, okul eşarbı derken daha da çöküyordum. Bileklerimden yarım karış yukarıda olan eteği ilk giydiğimdeki ağlayışımı asla unutamıyorum. Anneme yalvararak dizlerimin biraz daha altında kestirdik. Okul eşarbı ise… Tam bir fiyaskoydu. Asla sabitlenemeyen ve her an başından poşet gibi uçup gidecek gibi duran o kalitesiz eşarbı da taktım. Liseye başladım. Heyecanlıydım. Derslerime çalışmaya çabalasam da, henüz 14 yaşındaki vücudum her gün iki saat gidiş, iki saat dönüşün yorgunluğunu kaldıramıyordu. Okuduğum şehirdeki İmam Hatiplerin adı çıktığı için İstanbul’da bir okula verilmiştim. İlk sene gerçekten çabaladım. Tüm o yeni derslerin yanında verilen Kur’an ezberlerinden geçebilmek için gerçekten çabaladım. Ben, 7. sınıfta takdir belgesi değil de teşekkür alabilirim diye mutsuzluktan ağlayan ben, o sene belgesiz geçmiştim. Yaz tatilinde sosyal medyayla tanıştım. Sosyal medyanın bana getirdiğini sandığım en güzel kızla arkadaş olduk. Bir şeylerin farklı olduğunu fark edebiliyordum fakat neyin ne olduğundan haberim yoktu henüz. Çok bağlanmıştım ona. O aptal gerçeklikten beni kurtarabilen tek şey kendisiydi. Nasıl olduysa, hala çok saçma olduğunu düşündüğüm sebeplerden dolayı benimle konuşmayı kesti. Ve ben tamamıyla hayata kendimi kapadım. Fark etmiştim ki… Fark etmiştim ki ilk aşkım, öylece ellerimin arasından kayıp bir kıza gitmişti. 10. sınıf hayatımın gerçekten en iğrenç dönemlerinden biriydi. Kendimdeki farklılıkları fark edip, kendimi inkâr döneminden geçiyordum. Hayır diyordum. Sadece bir kıza âşık oldum diye eşcinsel olamazdım ki. Hala yakışıklı bulduğum erkekler de vardı. Kendi dünyamdan başka hiçbir şeyden haberi olmayan ben, kocaman dünyada ufacık kalmıştım. Çok araştırdım. Kimselere bahsedemeden ağladığım, anlamını çözmeye çalıştığım çok geceler oldu. Fakat sonra anladım ki tek ben olamam. Bu şekilde hisseden tek ben olamam. Sosyal medyadan arkadaşlar edinmeye başladım. Kendimden bahsettiğimde beni yargılamayan gerçek insanlar olduğunu gördüm ve anladım ki eşcinsellik ya da biseksüellik ne korkulacak ne de garipsenecek bir şeydi. Lisedeki arkadaş diye tanımladığım insanlarla bağımın koptuğu seneydi 10. sınıf. Kimseye tekrar güvenmeyeceğimi, sahip olduğum arkadaşlarımın benim için yeterli olduğunu düşündüğüm seneydi. 10. sınıf benim aileme bu kadar uzaklıktaki okula gitmek istemediğimi, dayanamadığımı söylediğim ve o okula gitmek zorunda’ olduğumun söylenildiği yıldı. Liseden mezun olana kadar o yolu çekmek zorundaydım. Fikirlerimin uyuşmadığı insanlarla aynı çatı altında olup, fikirlerime zıt şeyleri zorla öğrenecektim. Liseyi bitirene kadar birçok arkadaş edindim sosyal medyadan. Hala konuştuklarım ve çok yakın olduklarım var. Beni hiçbir şekilde yargılamadan, uzak mesafelere rağmen gözümün yaşını silmeyi başarabilen arkadaşlarım var. Sosyal medya bir yandan da kalp kırıklıklarımın platformu oldu. Birçok güzel kızla tanıştım, hoşlandım, sevdim. Hiçbiriyle sevgili olmadım ama. Liseden mezun olduğumda puanımın istediğim bölüme yetmediğini fark edince başka ve istemediğim bir bölüme gittim. Yapamadım, aylarca ağladım. Babam en sonunda bıkıp okulu dondurmamı söyledi. Eve geri döndüm. Tekrar sınav hazırlığına başladım. O sene, o mezun senesi birçok şeyin başlamasına sebep oldu bende. Her zaman anneme Açılacağım ben’ diye aniden söylesem de asla ciddiye almıyordu beni. O sene ilk defa ciddi bir şekilde söylediğimde aldığım geri dönüt Açılınca ne olacak, orospu mu olacaksın?’ olmuştu. Orospu mu olacaktım? Kendim olabilmeyi istemek orospuluk olarak mı adlandırılıyordu? O sene bir kız arkadaşım oldu. Çok sevdik birbirimizi. Tüm sosyal medyadan sır gibi sakladığım başörtümü ona utana sıkıla söylediğimde bana Ben seni başındaki için sevmedim ki onun yüzünden vazgeçeyim’ diye bir cümle kurmuştu. Çünkü biliyordu, isteyerek bu örtüyü takan biri böyle utanarak söylemezdi gerçeklerini. Çok sevdik demiştim, çabuk bitti. Daha sonra bir başka kız arkadaşım oldu. Sevgilim, her şeyim diyebildiğim tek kişi. O da öğrendiğinde ufak bir şok yaşasa da onu ilgilendiren bir şey olmadığını, beni olduğum gibi sevdiğini söyledi. Sonra sordum kendime, madem bu kadar insan beni olduğum gibi kabul edebiliyorken ailem neden edemiyor? Başörtümle gerçek savaşım 2018 yazında başladı. Sinir ve stresin de neden olduğu, asla hava alamayan, güneş göremeyen güzel saçlarım avuç avuç dökülmeye, saç diplerimde egzama başlangıcı gözükmeye başladı. Doktora gittiğimde saçın hava alması gerektiği söylendi. O bunaltıcı yaz gününde başımda örtüyle gezen ben gülümsedim sadece. Daha sonra üniversite için başka şehre yerleştim. Her şey burada daha da tetiklenmeye başladı. Sosyal anksiyetem, kendimi olduğum gibi yansıtamayışım, bununla beraber gelen kendime olan nefretim… Her şey burada daha da artmaya başladı. 2018 Aralık ayında bir karar verdim. Deli gibi ağladığım bir geceydi. Ailemle, hiç olmadı babamla konuşacaktım yeniden ben olabilme mevzusunu. Babam bana kıyamazdı çünkü. Yılbaşına yakın zamanlarda ilk defa başım açık bir şekilde Ankara’ya arkadaşımın yanına gittim. 20 yıllık ömrüm üzerine yemin olsun ki, hayatımda geçirdiğim en güzel gündü. Ekstra bir şey yapmadım arkadaşımla. Ama benim ben’ olduğumu bilmek, gerçek beni serbest bırakmak o kadar iyi hissettirmişti ki… Tekrar okuduğum şehre döndüğümde gerçek beni kafesine geri tıkmak zorunda kalmak beni tam anlamıyla mahvetmişti. Ailem bilmiyordu, burada açılabilirdim. Ama ikili bir hayat yaşamaktan o kadar yorulmuştum ki. Ya hep ya hiç diyordum. Ocak ayında tekrar eve döndüm. Babamla konuştuğumda bana sabretmem gerektiğini, bunun benim imtihanım olduğunu söyledi. Allah sevgisini bana ve erkek kardeşime yeteri kadar aşılayamadıkları için bunun onların hataları olduğunu söyledi. Mutluluğun bu olduğunu düşündüğümü ama belki de gerçek mutluluğun bu olmadığını fark edebileceğimi söyledi. Ben o andan itibaren çöktüm. Ertesi gün annemle dışarı çıkmamız gerektiğinde başım açık bir şekilde çıktığımda annemle de büyük bir kavga ettik. Tekrar okuduğum şehre geri döndüğümden beri ne onun ne annemin ne de bir başkasının telefonlarını açmıyorum. Okulumun bitmesine 4 ay kaldı. Tekrar eve geri döndüğümde geri döndürülemeyecek değişiklikler ile döneceğim. Ve bu sefer her şeye hazırım. Ailemi karşıma almaya bile. Gerçek beni tutsak edenlerle savaşmaya hazırım. Özgürlüğümü elde edene kadar bu savaştan vazgeçmeyeceğim.Görsel Helena Perez Garcia Kepez ilçesine bağlı Fatih Mahallesi'nde 5 kişilik Toğa ailesi, çocuklarının daha iyi şartlarda yaşaması için yardımseverlerden destek bekliyor. Ailenin 250 TL kira ödediği müstakil evin sokak kapısı bulunmazken, anne Gülfidan Toğa 22, evin girişine soğuktan korunmak için battaniye örtüyor. Çiftin 3 yaşındaki astım hastası çocuğu Muharrem ise evin yeterince ısınamaması nedeniyle sürekli hastalanıyor. Mutfak ve banyonun da olmadığı evin tuvaleti ise bahçede bulunuyor. 'EVDEN BÖCEKLER, AKREPLER ÇIKIYOR' Çöplerden kağıt toplayarak, ailesinin geçimini sağlayan Hamit Toğa, kapı olmadığı için eve akrep girdiğini söyledi. Toğa, "Kağıt toplayıcılığı yaparak geçimimi sağlamaya çalışıyorum. Başka işlere de başvurdum ancak okuma yazmam yok, diye kabul etmediler. Çocuklarımın daha iyi bir evde yaşamasını istiyorum. Burada evde böcekler, akrepler çıkıyor. Çocuklarıma bir şey olacak, diye korkuyorum. Aileme bakabilmek için bir iş istiyorum" diye konuştu. Evlerinden akrep çıktığını söyleyen Gülfidan Toğa ise "En büyük oğlum astım hastası. Eşim kağıt topluyor; ancak onun da rahatsızlığı var. Evimde eşyalarım tam değil, kapımız yok battaniye ile kapatmaya çalışıyoruz. Bu yüzden ev ısınmıyor, evin içine akrep giriyor, çocuklarımı koruyamıyorum. Banyomuz yok, tuvalet evin dışında, geceleri çok zor oluyor. En küçük çocuğuma bez alamıyorum, hayırsever kişilerden bize yardım etmesini istiyorum" dedi. Öte yandan aileye ulaşan Antalya Yardımlaşma Platformu, temel ihtiyaçlarını gidermeleri için destekte bulundu. Diğer Yaşam Haberleri için tıklayın Bu kadar fecisine az rastladım. En aşağılıklarından biriydi. Yazıklar olsun! Boynu devrilsin! Baba ya, kızın özbeöz babası cinsel istismarda bulunan. Kendi kanından, canından 15 yaşındaki kızına hem de. İğrenç sapık şu an cezaevinde, dava sürüyor...İnsanın kanını donduran bir dava. Ben anneyle konuştum. Ağlayarak anlattı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’na bağlı Acil Yardım Hattı’na başvuran vakalardan biri. Ona destek oluyorlar çünkü çok çaresiz. Başkan Canan Güllü sayesinde haberdar oldum, teşekkür ederim, ben de bu davanın peşini bırakmayacağım...Sizi tanıyalım...35 yaşında, bir yıldır hukuk mücadelesi veren bir anneyim...Başınıza gelen nedir?Ağlamaya başlıyor Korkunç bir cinsel istismar. Kızım 15 yaşında ve öz babası tarafından cinsel istismara uğradı! Akıl alacak gibi değil. Düşündükçe deliriyorum. Bu davanın hâlâ devam etmesi beni daha da delirtiyor. Avukatı da “baba” demeye dilimin varmayacağı bu sapığı temize çıkarmaya çalışıyor. Şimdi temyize gidiyorlar...Öz babası, kızına cinsel istismarda bulunuyor. Böyle bir şey nasıl olur?İnsanda Allah korkusu yoksa oluyor. Her türlü pisliği vardı. Nişanlıyken bana da tecavüz eden birinden söz ediyoruz. Nasıl yani?Nişanlıydık. 18 yaşındaydım, ama hiçbir dokunuşu, hareketi normal değildi. İstemediğim şeylere zorluyordu beni. Ayrılmak istedim. Sen misin ayrılmak isteyen, tecavüz etti. Evlenmek zorunda kaldık. 17 yıllık evliliğimiz boyunca da normal ilişki sayımız sınırlıdır, hepsi başka türlü cinsel ilişki kurdu. Hep canımı acıtarak, ağzımı, burnumu kapatarak, döverek. Ama kızın ya, olmaz ya! Hıçkırarak ağlıyor Nasıl olabilir! En başa dönelim. Size tecavüz eden biriyle bunca sene nasıl yaşadınız?Biz aynı mahalledeniz. Çıkmaya başladık. Başta kibar bir insandı. Ama nişanlanınca, hal ve hareketleri değişti, sapıklıkları başladı. “Yok!” dedim, “Ben istemiyorum” Aileme de söyledim. Altınları vermek istedim. Ama evlenmek zorunda kalayım diye, tecavüz etti. Beni, olan biteni herkese söylemekle tehdit etti... İyi de size tecavüz eden bir adamla hangi mantıkla evlendiniz!Bu yaşta böyle bir hatayı yapmam. Ama o zaman çok gençtim. “Kirletilmek” gibi kavramlar vardı, şimdi dediğim gibi, işim olmaz, ama o zaman kirletildiğimi düşündüm. “Aileme nasıl söylerim?” dedim. Ailem tutucu bir aile, yaşadığım mahalle öyle. Herkese bekâretimi kaybettiğimi söylemekle tehdit etti. Cahillik işte, “Rezil olacağım, hayatım bitecek” dedim, oysa hayatım onunla evlenince bitti. Ama çaresizdim, “Beni kimse almaz!” dedim, mecbur bunca yıl nasıl evli kaldınız?Çocuklarım olunca ayrılamadım. Yine çaresizlik. Nereye gideceğimi bilemedim. Bana destek olan kimse yoktu. Çocukları göstermemekle tehdit etti. Bir de ben, hep her şeyi içime atıp, kapı gibi durmam gerektiğini düşündüm. Öyle öğretildi bize, çocukların için her türlü pisliğe katlanırsın. O bir pislik çünkü...Cinselliğe bakışı normal insanlardan farklı mı?Evet, hem pislik hem sapık. Benim ağzımı, burunu kapatarak normal olmayan ilişki yaşatırken diyordu ki, “Kadınsız kaldığımda köpekleri yapıyorum!”. Ailesinden kadınlar da ergenliklerinde bundan nasibini almış. Ama tabii kimsenin sesi çıkmamış. Bekâretlerine dokunmuyor! Ağlıyor Ben sonra teyze kızıyla konuştum, zannettim ki, “Evet, o bir sapık!” diyecek, bana destek verecek ama inkâr etti. Oysa, konu komşu herkes tanık, bu adam sapık, canımı acıtırken nasıl bağırdığımı herkes biliyor... HİÇBİR ŞEYİ İSPATLAYAMAZSIN Kİ!Siz 17 yıl boyunca neden bu adamla birlikte olmaya devam ettiniz?Defalarca boşanmaya kalkıştım. Ablamdan yardım istedim. “Ben bununla yaşayamayacağım. Bana anlatamayacağım şeyler yapıyor!” dedim. O aldatma filan zannetti. Anlatamadım. Söyleyemiyor ki insan. Zaten karşında, “Hiçbir şeyi ispatlayamazsın ki!” diyen bir adam var. “Çocuklarını göstermem!” dedi, “Adalet mekanizması benden yana olur!” dedi. Buna rağmen ayrı ev tuttum, işimi değiştirdim. Ama beni hep buldu. Kimse destek olmayınca, ayrılmak kolay olmuyor. İntihar edebilirdim, ama o zaman çocuklarıma ne olacaktı? Son birkaç yıldır, ayda bir cinsel ilişkimiz oluyordu. Onun ilişkiden anladığı belli zaten. O sapıklığını çekiyordum kimseye söylemeden. Nasıl bir koca olduğu ortada, peki nasıl bir baba?Ciğeri beş para etmeyen, ha bire borca giren, acı çektiren bir sadist. Ama baba olarak öyle değildi. Sorumsuzdu. Fakat çocuklarını tutardı. Onlarla vakit geçirirdi. Onları eğlenceye götürürdü. Kızına özelikle çok düşkündü...Peki kızına karşı davranışları normal miydi?Şimdi düşünüyorum da hayır. Ama insan konduramıyor. Ben zannediyordum ki, baba-kız sevgi çerçevesinde yapıyor bazı şeyleri. Kucağına almalar, dokunmalar, belinden sarılmalar, “Aşkım!” demeler. İnsan konduramıyor. Ne zaman bizimki serpildi, erkekler onu beğenmeye başladı, bu çılgına döndü, bunu da normal zannediyordum, baba-kız kıskançlığı sanıyordum, meğer öyle İŞ YERİ ONA SAHİP ÇIKIYORKızınıza bir şey yapabileceği aklınıza gelir miydi?Hayır asla! Bu kadar ileri gidebileceğini düşünemedim. Kızını olan biteni nasıl anlattı?Kızım, erkek arkadaşını eve alıyor. Mahalle tutucu, bir yere giderlerse laf oluyor, evde buluşuyorlardı. Benim de haberim vardı. Bu nasıl oluyorsa öğreniyor, öfke içinde eve geliyor. Ama yani bir şey yok, iki genç bilgisayar başındalar. Çocuğu iyice bir dövüyor, evden atıyor. Sonra kızına “Soyun!” diyor. Kızım anlattı bunları Ağlıyor “Baba n’olur yapma! Aramızda bir şey olmadı!” diyor. Yine de soyunmasını söylüyor. Kendisini de soyunmuş... Başka şeyler de yaptırmış zorla kızıma. Cezalandırmak için yapmış bunları güya. Bir de demiş ki “Bir dahaki sefere, cezası daha ağır olacak!” Tabii reddediyor bütün bunları. Bana, “Sen kızının yalancı olduğunu bilmiyor musun, yalan söylüyor!” diyor. Bense yüzde yüz kızıma inanıyorum. Çünkü nasıl bir sapık olduğunu benden iyi kimse bilemez. Hemen şikâyetçi oldum, dava açtım. “Ne var abartacak. Al, kızının hayrını gör!” diyor. Ağlıyor Kullanılmış bir ayakkabından söz ediyor sanki. Bir insan bu. Ergen bir kız çocuğuna... Senin çocuğun! Canından, kanından o senin! Allah’ından bul! Gel gör ki, ailesi de çalıştığı işyeri de ona sahip çıkıyor. Çok beyefendiymiş, dürüstmüş. Biz yalan söylüyormuşuz. Bir de bizi evden atmaya çalışıyorlar...Neden boşanamıyorsunuz?Ceza netleşmediği için! Temyize gittiler, bekliyoruz...ANNE, BABAM BANA BUNU NİYE YAPTI?!Kızınızın ruh hali ne durumda?Çok kötü zamanlar yaşadı. Uzun bir süre reddetti konuşmayı. Sonra ataklar yaşadı. Delirdiği, “Anne, babam bana bunu neden yaptı?” dediği anlar eşiniz şu an cezaevinde. Nasıl bir ceza almasını istiyorsunuz?İçimden geçeni söyleyeyim mi? Mümkünse bir kuyuya konulsun, üzerine de demir kapatılsın, ekmek, su da verilmesin. Gebersin orada! Fareler yesin! Şu an hapishanede rahat. Yemek yiyor, yatıp uyuyor, sosyal faaliyetleri de varmış, devlet bakıyor ona! Bir de “İftiraya uğradım!” diyordur, “Mal mülk için!” diyordur, “Evet, ben sapığım!” diyecek hali yok ya... Delil yetersizliğinden beraat edeceğinden korkuyor musunuz?Hayır ama 24 yıl yese n’olacak, 8 yıl sonra çıkacak... Peki benim kızıma ne olacak? O iğrenç görüntüler beyninden nasıl silinecek? Bu yaşadığı travma nasıl geçecek? Diğer çocuğuma nasıl anlatacağım, “Baban bunu yaptı!” nasıl diyeceğim? Ben kendimi nasıl affedeceğim böyle bir adamdan çocuk yaptım diye... ACİL YARDIM HATTI BİZİ YALNIZ BIRAKMADISiz sonunda, “Acil Yarım Hattı”nı mı aradınız?Evet. Bana evde cinsel saldırıda bulunurken, üst komşum hep duyarmış. Yeni evli bir çift olduğumuzu zannedip, müziğin sesini açarmış. Bir gün sordu. Yerin dibine girdim ama açılıverdim. Katıla katıla ağladım. Zevk almadığımı, aksine feci acı çektiğimi söyledim. Kızımın yaşadığı bu felaketten sonra da ona, “Bu adamın sapık olduğunu kanıtlamam lazım, tanıklık eder misin?” diye gittim. O sırada gelini bana, Acil Yardım Hattı’nın numarasını verdi, hemen irtibata geçtim. Ben böyle bir yer olduğunun farkında bile değildim. Sadece kızımın ve benim başıma gelmiyordur, başkaları da vardır. Bana destek oldukları gibi, onlara da destek olurlar... Rüyada dünyanın sonunu görmek, dini açısından rüyayı gören kişiye bir uyarı olarak yorumlanıyor. Rüyayı gören kişinin hayatına çeki düzen vermesi gerektiğine delalet eder. Rüyada dünyanın sonunu sadece kendisi yaşıyor ise rüyayı gören kişinin bir kazada ya da aniden vefat edeceğine delalet eder. Rüyada Kıyamet Görmek Rüyada kıyamet görmek, oldukça farklı yorumlanıyor. Rüyada görülen kıyamette ölülerin dirildiğini görmek adil şekilde davranmaya ve hakkı olanı almaya delalet eder. Aynı zamanda dini açıdan ise bazı alametlerin belirginleşmesi olarak yorumlanıyor. Rüyada Kıyamet Gününün Beklemek Rüyada kıyamet gününü beklemek, rüyayı gören kişinin hayır yapmasına, yardıma muhtaç olanların yardımına koşmasına, hak yememesine delalet eder. Rüyayı gören kişinin başına gelecek ya da gelmiş olan her şer de hayrın olduğunu unutmayacağına da delalet eder. Rüyada Kıyamet Gününü Yaşadığını Görmek Rüyada kıyamet gününü yaşadığını görmek, rüyayı gören kişinin aile hayatında ve iş hayatından kötülüklerden ve günahlardan uzak durarak işlerini Allah’a havale etmesi gerektiğine, günahlarından tövbe etmesine ve haram kazançtan uzak durması yönünde uyarıcı olan bir rüya olarak yorumlanır. Bu sayede de rüyayı gören kişi bazına gelecek olan fenalıklardan kurtulacağına delalet eder. Rüyada Kıyamet Koptuğunu Görmek Rüyada kıyamet koptuğunu görmek, rüya sahibin başına bazı can sıkıcı olayların geleceğine ve bu can sıkıcı olaylardan dolayı Hakka sığınacağına delalet eder. Rüyayı gören kişiye bu tatsız olaylardan dolayı büyük zararların bulaşamayacağına, rüya sahibinin de bu kötü olaylardan uzaklaşacağına delalet eder.

aileme bir şey olacak korkusu