allahın rızasını kazanmak için yapılan her türlü iyiliğe ne denir

SINIFI SINAV KURALLARI. Bukitapçık çoktan seçmeli 100 sorudan oluşmaktadır.. Sınav süresi 100 dakikadır. Soru kitapçığının sayfalarının eksik olup olmadığını kontrol ediniz. Lütfen cevaplarınızı optik forma işaretleyiniz. Değerlendirmede yanlış cevaplarınız, doğru cevaplarınızı etkilemeyecektir. Soru kitapçığında ve optik formdaki ilgili alanları Allahım rızasını kazanmak için her namazdan sonra Ya Rahman. HER DERDE DEVA” TEHLİL ÂYETLERİ” Her türlü sıkıntı ve hacet için FAZİLETLERİ SAYMAKLA BİTMEYEN 37 TEHLİL AYETLERİ “Tehlil Ayetleri” Kur’an’da otuz yedi yerde geçen Kelime-i Tevhid in fazileti.. Duaların en kısa zamanda kabulü için 5 Esma Diniterim olarak iman: «Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)'in Allah tarafından getirdiği şeylerin doğru olduğuna kalb ile inanmak ve bu inacı dil ile söylemektir.» Allah'ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Allah'ın peygamberi olduğuna kalbi ile inanan ve bu inancını dili ile söyleyen kimseye «Mü'min» denir. Hiçbirdünyevi hırsı bulunmayan, hayır olarak gördüğü her davranışı, her eseri, her faaliyeti kendisine bir pay çıkarmadan, benim senin ayırımı yapmadan hayır için kullanan, kıskançlık, rekabet gibi nefsin pisliklerinden sakınan insanların dayanışmaları kötü niyetli şer ittifakını mutlaka yıldıracaktır. Buâyette Hz. Peygam­ber (asv)'in, insanlığı uyarma görevini yerine getirirken birçok sıkıntı ile karşı karşıya kalacağına işaret edilmiş ve Allah'ın rızasını kazanmak için bu sıkıntılara sabretmesi emredilmiştir.(İbn Âşûr, XXIX, 298) Günahla karşı karşıya geldiğimizde de, my country the new age sub indo. İhmal edilen bir ibadettir. Namaz gibi, oruç gibi, örtü gibi, hac gibi bir ibadettir. Bu hadisin başka rivayetlerinde ibadeti zayıf ama ahlakı iyi müslümanın, ahlakı zayıf ama ibadeti çok olan kişilerden üstün olduğu geçer. İnsanların hak ve hukukuna saygı göstermek ibadettir. Saygısızlık ibadette kusurdur. Bizler ibadeti sadece bazı ibadet çeşitlerine hasrettik. Mümin, kendisiyle ülfet kurulan kişidir. Namaz beş vakittir. Ahlak her vakittir. Oruç yılda birdir. Ahlak her gündür. Hac ömürde birdir. Ahlak ömür boyudur. Zekat zengin ibadetidir. Ahlak herkesin ibadetidir. Murat Padak Gerçek bir Müslüman attığı her adımda Allah’ı düşünür ve ona göre hareket eder. Böyle bir imana sahip olmak ve böyle nesiller yetiştirmek tüm Müslümanların görevi olmalıdır Dindar, gerçek Müslüman kimdir, özellikleri nelerdir? Allah'a iman eden ve Yüce Allah'ın herkesin ve her şeyin Rabbi olduğunu bilendir. Allah'ın rahmet bakışıyla evrene bakandır. Hz. Muhammed'in son Peygamber olduğuna iman etmenin yanında diğer Peygamberlerin de hakk davetçisi olduğuna iman edendir. Hakkaniyet sahibi olandır. Adaletten sapmayandır. Aleyhine de olsa adaletten yana olandır. Haram para yemeyendir. Hak sahibine hakkını verendir. Merhamet sahibi, şefkatli, onurlu, kişilikli, sözünün eri, her türlü iyiliğe açık, mazlumun yanında olan, mazlumun, mağdurun, çocuğun, ezilmişin dinini ırkını ve dilini sorgulamayandır. Yüzüne baktığında ürkmeyeceğindir. İffetli, izzetli olandır. Lokmasını mağdurla paylaşandır. Yetimi görünce duraksayandır. Ezana, bayrağa, ülkesine bir milimlik iyilik eden her büyüğüne vefalı olandır. İnsanlığın ortak mirasını hoyratça harcamayandır. Allah'tan geldiğine ve yine ona döneceğine iman edendir. Çilesi ve davası olandır. Anlayışlıdır, sabırlıdır, tahammüllüdür... Edeplidir, temizdir, zariftir... Yeniliğe açıktır, ilimden yanadır, cehalete, yobazlığa karşıdır... Gericilikten, geriye düşmekten uzaktır. Namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verir, haccına gider, eksiğiyle-gediğiyle bunlara dikkat eder. Gücü yettiğince. Bir insanı yaşatmak kâinatın tümünü diriltmek gibidir, bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir akidesine bağlıdır. Akide-iman adamıdır. Sahtekârlıktan münafıklıktan, korkaklıktan, şartlara göre eğilip bükülmekten nefret eder. Yağcılıktan, nabza göre şerbet vermekten, günün adamı olmaktan, imanını pazarlık konusu etmekten nefret eder. Hesabı Allah'tır. Derdi Allah'tır. Hedefi Allah'tır. Tasası Allah'tır. Allah onun Rabbi, Hz. Muhammed onun dünyadaki yol rehberidir. Ahiret sığınağıdır. Diğer din mensuplarını anlayışla karşılar. Onlara karşı haksızlığı kabul etmez. Onların ibadethanelerine düşmanca tavır içinde olmaz, olanı da engeller. Ama dinini tebliğden de yüksünmez. Çünkü mümindir ve kendisi gibi müminler olsun ister. Bu imanın ve insanın doğasında var. DERDİMİZ GERÇEK MÜSLÜMAN OLMAK Dindar insan özetin özetiyle budur. Böyle bir insanı, nesli oluşturmak insaf sahibi her insanın derdi olmalıdır. Kur'an-ı Kerim'in "Müminler felah bulmuştur" ifadesiyle anlattığı işte böyle insanlardır. Hz. Peygamber'in Mekke ve Medine'de inşa ettiği İslam bu imana gönül vermiş insanlarla kurulmuştur. Bu vasıflara sahip olandan kim rahatsız olur, kim ürker? Burada haklı ve yerinde tek bir itiraz yapılabilir. O, yerinde olan itiraz ve soru şudur Peki böyle bir nesil oluştu mu? Mevcut olan Müslümanların tümü böyle midir? Elbette ki böyledir diyemeyiz. Zaten böyle olsaydı, bizim bunca olumsuzluğa, haksızlığa, cinayetlere, zulme, kalpazanlığa, kandırmaya endekslenmiş ticaret bezirgânlığına, dini istismar eder sahtekârlara muhatap olmamız mümkün olmazdı. Zaten bizim çabamız ve derdimiz bu olumsuzlukları azaltıp Rabbe layık bir insan inşa etmektir. Bunun yolu da, Kur'an-ı Kerim'i doğru okuyup, doğru anlayıp doğru uygulamak ve Hz. Resul'ü, O'nun güzel ve seçkin ahlakını ahlak edinmemizdir. *** Dünya ve ahiret dengesi HZ. Abdullah bin Amr ibadeti seven bir gençti. Bir gün Peygamberimize gelerek şöyle der "Ey Allah'ın Peygamber'i! Hayatım boyunca ramazan ayı dışında da her gün oruç tutmak, her geceyi de uyumaksızın namaz kılarak geçirmek istiyorum." Peygamberimiz bunu duyunca şöyle buyurur "buna gücün yetmez. Bütün hayatın boyunca bunu yapamazsın. Bazen oruç tut, bazen ye. Bazen nafile namaz kıl, bazen uyu." Abdullah der ki "Ben daha fazlasını yapabilirim." Peygamber Efendimiz bunun üzerine şöyle buyurur "Ayda 3 gün oruç tut. Hayırlar 1'e 10 hesaplanır. Böylece ayda 3 gün, sanki bir yıl gibi olur. Sevap itibarıyla öyle kabul edilir." Hz. Abdullah der ki"Ben daha fazlasını yapabilirim." Peygamberimiz bunun üzerine şöyle buyurur "O zaman 1 gün tut, 2 gün ye. Bu yeter." Hz. Abdullah "Ey Allah'ın Resulü! Daha fazlasını yapabilirim." Peygamberimiz son kez şöyle cevap verir "O zaman 1 gün ye, 1 gün tut. Bu Allah'ın sevgili kulu Hz. Davud'un orucudur. Daha fazlasına müsaade etmiyorum." Hz. Peygamber ile genç sahabe Hz. Abdullah arasındaki bu hikaye manidar. Sahabe nefsini ibadete bütün bütün yönlendirip dünyadan tamamen soyutlanmak istiyor. Her gece uyumadan namaz kılan, her gündüz oruç tutan bir insanın sosyal veya aile hayatının olması çok zordur. İşte bu noktada Hz. Resul ikaz ediyor; Hz. Abdullah'ı hayatın içine çekiyor. Bunu kabullenmem buyuruyor. O'nu daha iyi anlamaya hakikaten çok muhtacız. *** BİR DUA Hz. Ebu Derda'nın duası EY Allah'ım! Benim Rabbim ancak sensin. Senden başka ilah yoktur. Ancak sana tevekkül ediyorum. Büyük arşın sahibi sensin. Günahtan dönüş ve ibadete yöneliş ancak azim ve yüce olan Allah'ın kuvveti iledir. Allah neyi dilerse o olmuştur. Neyi dilememişse o olmamıştır. Muhakkak Allah her şeye kadirdir. Muhakkak Allah, ilmiyle her şeyi ihata etmiştir ve her şeyi adet olarak tespit buyurmuştur. Ey Allah'ım! Nefsimin şerrinden ve hareket veya zarar verebilme kabiliyeti kudretinde bulunan her mahlûkun şerrinden sana sığınırım. Muhakkak Rabbim'in yolu dosdoğrudur! BİR AYET RABBİNİZDEN size indirilene uyun; O'nu bırakıp da başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! A'raf 3 BİR HADİS "İNSANLIK, ilk günden beri bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz bilir Şayet utanmıyorsan, dilediğini yap!'' Buhari Edeb, 78 BİR SÜNNET ÇÖREK otu yemek ölümden başka her derde deva olduğuna dair sahih hadisler vardır ESMA-ÜL HÜSNA EL-ALİM Gizli, açık, gelecek, her şeyi ezel ve ebedi en mükemmel bilen. *** HIRKA-İ ŞERİF ZİYARETE AÇILDI PEYGAMBER Efendimiz Hz. Muhammed'in Veysel Karani'ye hediye ettiği "Hırka-i Şerif" ramazan ayının ilk cumasında dün İstanbul Fatih'teki Hırka-i Şerif Camisi'nde dualarla ziyarete açıldı. Açılışa, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, İl Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Fatih Belediye Başkanı Hasan Suver ve vatandaşlar katıldı. Erken saatlerde cami önüne gelerek uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar dua etti, bazıları da gözyaşlarını tutamadı. Hırka-i Şerif, ramazan boyunca hafta içi hafta sonu saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Kadir Gecesi ise ziyaret saat kadar devam edecek. SORU - CEVAP Kabir ziyareti şart mı? Uzaktan dua okuyamaz mıyız? Kabir ziyareti sünnettir. Ölüleriniz için uzaktan da dua okumanızda hiçbir sakınca yoktur. Yüce Allah niyetinizi biliyor. Bu nedenle de uzaktan okunan dua da yerine ulaşır. Babam öldü. Eniştem babanın bana 30 yıl önce borcu vardı diyor. Ne yapmamız lazım? Babanız bu konuda bir şey söylemediyse, böyle bir borca ait şahitler yoksa borçtan sorumlu olmazsınız. Şahitlerin varlığı da yetmez. Bu hususlarda neler yapıldığını ve olayın bütün gelişmelerini bilmeleri gerekir. Bu halde de babanızın terekesinden - mirasından - ödemeyi yaparsınız. Ramazan ayında lokanta işletmek caiz midir? Ramazan ayında hasta, yolcu vb. oruç tutmama ruhsatına sahip kimseler oruçlarını daha sonraki bir zamanda tutabilirler Bakara 2/185; İbn Mâce, Sıyâm, 11-13. Mazereti sebebiyle oruç tutamayanların yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ramazan ayında lokantaların vb. yerlerin açık olmasında dinen bir sakınca bulunmamaktadır. Ayrıca lokanta sahibi, oruç tutmayanların niçin oruç tutmadıklarını bilmek zorunda değildir. Fakat hem oruç tutanlara saygı için hem de yeni yetişmekte olan çocuk ve gençlerin, ramazan gününde oruç tutulmayıp aleni yemek yenilmesinin olağan bir şey olduğu gibi bir izlenime kapılmamaları için mazeretli de olsa, yiyip içenlerin bunu açıktan yapmamaları uygun olur. Lokanta sahiplerinin de gerekli tedbirleri alarak böyle algılamalara fırsat vermemeye 1 2 özen göstermelidirler. Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın. Değerli kardeşimiz, Bu konu pek çok insanın karşılaşabileceği bir gerçekliktir. - Asıl musibet ve zararlı musibet, imanımıza, Müslümanlığımıza, ahlakımıza gelen musibettir. Bu musibetlerden her zaman Allah’a sığınmamız ve ağlayıp sızlanmamız gerekir. bk. Tirmizî, Deavât 79 Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bunların bir kısmı Allah’ın bir ikazı ve uyarısıdır; bir kısmı günahlara kefarettir; hastalık gibi bir kısmı ise, Allah’ın bir iltifatıdır, bir temizliktir. bk. Buhâri, Îman 39, Müslim, Birr 52 Dolayısıyla musibet insana ağır gelse de neticesi güzel olduğu için, bu yönünü düşünüp sabretmek gerekir. Ayrıca belki de geçmişte bir hata işlemişsiniz ve bu sıkıntılar ona kefaret olmaktadır. Bu nedenle tam bir kefaret olana kadar devam edebilir. - Dua bir ibadettir ve duanın da diğer ibadetler gibi vakti vardır. Sıkıntılar ve musibetler, o duanın vaktidir. Bu vakitleri dua ile geçirmek gerekir. Bela ve musibetler geçene kadar, o duanın vaktinin devam ettiğini bilmeliyiz. - Kişi sitemi kendisine ve nefsine yapmalıdır. Allah'a sitem etmek -haşa- kulluk edebi ile bağdaşmadığı gibi, musibeti de arttırır. Bu kısa açıklamadan sonra şu noktalara dikkat etmekte fayda olduğunu düşünüyoruz 1 Şöyle düşünmeli “Bu, Allah’ın benim hakkımda takdir ettiği bir kaderdir. Kaderime razı olmalıyım ki, bu imtihandan başarıyla çıkayım. Çünkü, razı olmamakla ve itiraz etmekle de bu işi düzlüğe çıkarmam mümkün değildir. Öyleyse, hem dünyamı hem ahiretimi riske atacağıma, yalnız dünyanın bu belki de kısa zaman içinde bitecek olan imtihanına sabrederek ahiret hayatımı kurtarmam gerekir.” Bu, aklıselimin gereğidir. 2 “Allah’ın kaderinde merhametsizlik ve adaletsizlik asla yoktur. Çünkü, kaderin sahibi Allah Rahman ve Rahimdir, Âdil ve Hakîm’dir. Kim bilir belki bu imtihanla benim günahlarımı affetmeyi ve cennetteki derecelerimi yükseltmeyi amaçlamıştır. Öyleyse kadere rıza göstermeliyim ki, kederden ve dini zarardan kurtulayım.” 3 Kur’an’da sık sık “Allah’a tevekkül etmemiz” isteniyor. Tevekkül demek, Allah’a güvenmek, ona teslim olmak, her yönden onun iyilik yapan bir ilah olduğuna inanmak demektir. Çünkü, “İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.” Nursi, Sözler, s. 314 “Kadere iman eden kederden kurtulur.” düsturu bu gerçeğin ifadesidir. 4 Şunu unutmamalıyız ki, yukarıda da işaret edildiği üzere, mevcut sıkıntılardan ötürü, Allah’a isyan etmek, ona karşı gücenme vaziyetini göstermek, bu sıkıntıyı ortadan kaldırmadığı gibi, bunu daha da arttırır. Bu gerçeğe işaret eden Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadeleri dikkate değer “Kaderi tenkid eden başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır.” Mektubat, s. 266 5 Sıkıntıdan kurtulma ümidini taşımak ve Allah’ın bir kurtuluş yolunu her an gösterebileceğini düşünmek insanı rahatlatan ve aynı zamanda Allah’ın rızasını kazandıran bir düşünce tarzıdır. “Allah’tan istekte bulunun. Allah kendisinden talepte bulunanları sever. En faziletli ibadet, sıkıntıların giderilmesini yakında biteceğini düşünerek, bunu Allah’tan ümit ederek beklemektir.” Tirmizi, Daavat, 115 manasına gelen hadisin bu tavsiyesini göz ardı etmemek gerekir. 6 Allah’ın sonsuz rahmetinden ümidi kesmek -Allah korusun- çok tehlikeli bir yola girmek anlamına gelir. Çünkü, şeytan bu ümitsizlik penceresinden, kişiyi Allah’a karşı su-i zan beslemeye ve su-i edepte bulunmaya yönlendirir. Allah’ın artık kendisine merhamet elini uzatmayacağını düşünen bir insan her an şeytanın tuzaklarına düşmeye hazırdır. Unutulmamalıdır ki, Ümitsizlik imanla bağdaşmayan bir düşüncedir. “Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü kâfirler topluluğu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” Yusuf, 12/87 mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir. 7 Şevk ümitsizliğin zıddıdır. Şevki kıran ise ümitsizliktir. Bedüzzaman’ın özet ifadesiyle “Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir / binitidir. İşte himmetiniz / gayretimiz, çabamız şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedid olan yeis / ümitsizlik rast gelir. Kuvve-i maneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı لاَ تَقْنَطُوا kılıncını [Yani “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin”Zümer, 39/53 manasına gelen Allah’ın emrini bir kılıç gibi] istimal ediniz ve ümitsizlik düşmanını mutlaka öldürünüz." Münazarat, s. 95 8 İnsan başına gelen sıkıntılardan dolayı şikayet etmeye hakkı yoktur. Çünkü a İnsanının vücudu Allah’ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği bir modeldir. Allah’ın isim ve sıfatlarının manaları ve hükümleri bir birlerinden başka ve farklı oldukları için, tecellileri de başka ve farklı olarak insan vücudunda tezahür edecektir. Mesela, Allah’ın şafi ismi, kendini insan vücudunda göstermek için, hastalığı gerekli kılar ve insan hastalanır, şifayı da Şafi isminden dilenir. Mümit ismi de vücudun vakti gelince ölmesini ister ve öldürür. Musavvir ismi, insan vücudunda tasvir hakikati ile tebarüz etmek ister ve her aza ve organa bir şekil bahşeder. Bütün bu isimler tecelli ederken, insan vücudu sürekli hareket ve değişimlere maruz kalır. Yani zahmet ve sıkıntıya girer. Ama Allah bu sıkıntı ve zahmetin karşılığını insana varlık, hayat, ruh, insaniyet, İslamiyet, iman gibi nimetleri vererek zaten ödemiştir. Yani insan, bir çeşit modellik ve mankenlik ücretini peşinen aldığı için, bu hareket ve sıkıntılardan şikayet etmeye hakkı yoktur. Tıpkı terzinin ücret karşılığında tuttuğu model üzerinde elbise provası yaparken modeli kaldırıp oturtarak verdiği zahmet gibidir. Modelil yapanın, terziye; “Neden beni oturtup kaldırmak ile zahmet veriyorsun?” demeye hakkı yoktur. Zira modelin görevi, terzinin ustalığına prova olmaktır. b İnsana verilen hayat içinde bir çok istidat ve kabiliyetler vardır ki, bunlar gelişip büyümemiş çekirdek hükmündedirler. Nasıl ki, çekirdek, ağaç olabilmek için bir çok merhale ve hareketlerden geçer, toprağa gömülür, sulanır, budanır vesaire. Şayet bu süreçlerden geçmez ise, hiçbir zaman, gelişip büyümez ve ağaç olamaz. İnsan da hayatın zorluk ve sıkıntılarını görmeden, hayat içine konulmuş istidatlarını inkişaf ettiremez. İnsan, hayatı boyunca hiç zorluk ve hastalık görmese, sürekli rahat ve sabit bir hayat yaşasa, olgunlaşıp kamil bir insan olamaz. Bu hakikatleri akla yaklaştırmak için bir örnekle konuya bakalım Kaba saba, işlenmemiş bir taş düşünelim. Bu taş, bir ustanın eline verilse. Usta, elindeki sert ve kesici aletleri ile bu kaba saba taşı yontmaya başlar. Yontma esnasında, taş elbette ki, parçalanacak ve kırılacaktır. Şuuru olsaydı; ağlayıp üzülecekti. Ancak, belli merhale ve süreçlerden sonra, o kaba saba taş, harika ve mükemmel bir sanat harikası olur. Şayet o taş ustanın elinde o merhalelerden ve süreçlerden geçmese idi, eski hali ile kaba saba değersiz bir taş olarak kalırdı. İşte o kaba saba taşın paha biçilmez bir sanat harikasına dönüşmesi; çektiği sıkıntı ve yontulma merhaleleri sayesindedir. İnsan da ilk doğduğunda aynı o kaba saba taş gibidir. Sonra hayat süreci içinde Allah’ın zorlu ve çetin terbiyesi ile insan, kamil bir makama ve halife-i kainat derecesine ulaşır. Yani insanın kamil ve mükemmel olabilmesinin yolu; hayat yolu üzerindeki hastalık, sıkıntı, keder, hareket ve imtihan süzgecinden geçmesi ile mümkündür. Şayet insan bu süzgeç ve süreçlerden geçmez ise, hayatı sanki hiç yaşanmamış gibi ham ve basit bir seviyede kalır ki, bu da yok ve yaşanmamış hükmündedir. c İnsan bu dünyaya istirahat etmek ve lezzet takip etmek için değil, ibadet ve kulluk için gönderilmiştir. İbadet ve kulluk da iki türlüdür. Birisi müspet, diğeri ise menfidir. Müspet ibadet, Allah’ın kitabında bildirdiği emir ve yasakların hepsine denir. Menfi ibadet ise, insanın hayat yolculuğunda karşılaşmış olduğu musibet ve sıkıntılardır. İnsan bu musibet ve sıkıntıları sabır ve tevekkül ile karşılar ise, hayatı büyük bir sevap ve ibadet kaynağına çevirmiş olur. Zaten insanın dünyaya geliş gayesi de ibadet ve kulluk olmasından, bu musibet ve hastalıklar, insan için tam bir fırsat oluyor; geliş gayesine kuvvet veriyor. Bu menfi ibadetlere riya ve gösteriş girmediği için, halis bir ibadet oluyor. Halbuki müspet ibadetlerde riya ve gösteriş tehlikesi sürekli vardır. Bu musibetler insan için hem olgunlaşma vasıtası, hem de sevap kaynağıdır. bk. Nursi, Lem'alar, İkinci Lem'a İlave bilgi için tıklayınız - Musibetlerin Allah'ın kahrının tecellisi olduğu söyleniyor. Her musibet için bunu söylemek mümkün müdür? - Bela ve musibetleri nasıl değerlendirmemiz gerekir? Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet Allah’ın Rızasını Nasıl Kazanırız Allah’ın Rızası ve Sevgisini Hissederek Yapamıyorsak Cahilden farkımız Yok Allah’ın bize emrettiği ibadetleri namaz, oruç, abdest gibi ibadetleri eğer Allah’ın rızası ve sevgisini hissederek yapamıyorsak cahilden farkımız yok… Yatan alim deyince aklıma da Hani ayette geçiyor ya Gerçek Müminler, Yatarken, ayaktayken uyurken dahi Allah’ı zikir halindedirler. Sebebi ise Aklen kalben ve ruhen Daima Allah’ı müşahede ederler. Allah ayetlerinde onlar namazı huşu içinde ve derin şekilde kılarlar, diyor Bizler namaz kılarken halimiz, Söz meclisten dışarı Tavuğun yem yemesi gibi kılınmasına benziyor fakat Secde anlarımız Bizlerin Allah ile buluştuğumuz anlarıdır. O yüzden cahilce, bilmeden Umursamadan Yapılan her ibadet insana bereket kazandırmaz. Söyle düşünürsek; Normal hayatımızda Aman dediğimiz, hesaba almadığımız insanlar oluyor Karşımızdakine saygı göstermediğimiz Her davranışımız karşıya ayni şekilde yansır. Ayna gibi Allah’a olan ibadette böyledir. Biz samimi ve ihlasla teslimiyetle yaptığımız her ibadetin Mükafatını Hem bu dünyada hem de ahiret de alırız İnşaAllah Her kapı samimiyete çıkıyor, teslimiyete dayanıyor Ne zaman ki Allah’a teslim olduk O zaman korku yok bizlere imtihanlarımız kolaylaşır. Korku şüphe Şeytanın verdiği bir vesvese O aralıkta da nefis devreye giriyor birde hayat yaşantımız daha akıcı daha duru oluyor değil mi? Akil mat oluyor su güzelliğe bak, Elhamdülillah. Bir de Sabır dediğimiz olay var işte o güzelliği hissettiğimiz vakit Rabb’im kula Sabrı da öğretiyor. Nefsin o çirkin halleri senden bir bir alınıyor, şükürler olsun. Tabi bu güzellikleri yasamak için, Nefisle savaşmak gerek… Çünkü nefs öyle bir şey ki her an bizim bir anlık boşluğumuzu kollar Zahmetsiz rahmet olmaz Rabbim gayret versin İnşaAllah. Ahiret yurdunu iyi yasamak istiyorsak Burada Allah için susmak, Allah için iyi amellerde bulunmak gerek Kendini bilen nefsini bilirmis… Nefsini bilen de Rabbini bilir Rabb’ini bilen de dünya da gözü olmaz. Allah’a ve ahiret gününe iman eden Ya Hayır konuşsun yahut sussun diyerek sözlerimi bitirmek isterim. Post Views Notice Undefined offset -1 in /home/u7925258/public_html/wp-content/themes/golge/ on line 38 Bilgi Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz. 1- İstemediğin biriyle evlendiysen ona ihanet edebilir, başkasıyla aşk yaşayabilirsin. 2- Kötü bir olaydan sonra içki içip etrafı dağıtmalısın. 3- Sevdiğin kişi başkasıyla evlendiyse onların yuvasını bozmalısın. 4- Hiçbir dizide... Ancak sizler NASİHAT EDENLERİ SEVMİYORSUNUZ. Araf Sûresi 79 Hocaları zaman zaman eleştirir, bazı yönlerde kendilerini geliştirmeleri hususunda bazen açık bazen gizli tenkitlerde bulunmuşuzdur. Örneğin hocalarda olması gereken hususları sıralar ve... Diyanet işleri başkanlığı her yıl civarında alım yapar. Bunların tamamı ilk basamak kadrolarıdır. İmamlık, Müezzinlik, Kur’an Kursu öğreticisi. Örneğin vaiz olmak için öncelikle bu kadroların birinde göreve başlamış olmak... Hasan El-Benna İslami Anlayışımız adlı bölümde şöyle der “İslam hayatın bütün yönlerini kuşatan kapsamlı bir nizamdır. Şu halde o Hem devlet ve vatan, hem hükümet ve ümmettir. Hem ahlak ve... Kuran ve Sünnette evlilik konusu en önemli konuların başında gelir. Kuranda en detaylı anlatılan konuların başında evlilik konusu gelmekte ve yüzlerce ayet sadece bu konudan bahsetmektedir. Teferruatına kadar anlatılan bir... Mümin Allah’a kalp ile teslim olduğunu dil ile ikrar eden kimsedir. Kalpte geçen duygular soyut olduğu için ispatlanması gerekir. Mesela birisini sevdiğimizi söylediğimiz zaman bu sevginin ispat edilmesi gerekir. Çünkü... Ancak sizler NASİHAT EDENLERİ SEVMİYORSUNUZ. Araf Sûresi 79 Hocaları zaman zaman eleştirir, bazı yönlerde kendilerini geliştirmeleri hususunda bazen açık bazen gizli tenkitlerde bulunmuşuzdur. Örneğin hocalarda olması gereken hususları sıralar ve... Musa Medyenli iki kadın çobanın koyunlarına su verdikten sonra bir gölgeye çekildi ve şöyle dua etti Rabbim senden gelecek her türlü iyiliğe muhtacım! Kasas Suresi 24 Bazen iyilik kapımıza gelir,... Zinanın değişik türleri var GÖZ ZİNASI Göz ile müstehcen kadınlara bakmaktır. KULAK ZİNASI Kulak ile tahrik edici, kışkırtıcı sözleri dinlemektir. AĞIZ ZİNASI Müstehcen, şehevani söz ve fıkra, hikaye anlatmaktır. EL... Hayatın her alanıyla ilgili irili ufaklı bir mesajı olan Kuranın, hayatta en çok yanlış yaptığımız bir konuyla da ilgili bir mesajı var. Şehirlerin nasıl ve nereye kurulacağı Şanlıurfa’da Harran ovasının... Kuranın en uzun ayeti Bakara Suresi 282’dir. Konusu da borçlanmadır. Yani ticari bir mesele. Ardından gelen âyet de aynı konuya temas eder. Yaklaşık on sekiz satırda Allah teâlâ borçlanma hukukundan... Nasiye kelimesi alın demektir. Başın ön üst kısmına verilen isimdir. Bilim adamları beyni inceledikleri zaman şu sonuca varmışlardır Beynin ön kısmında bulunan bölüme ön bellek denir. Bu kısım insan vücudunda... Bazı insanlar ölünce dünya daha yaşanabilir bir hal alır. İnsanların canı, malı ve namusu kurtulur. Hayvanlar onun zulmünden kurtulur. Sofrasına yemek olmaktan kurtulur. Onu taşımaktan kurtulur. Ağaçlar onun zulmünden kurtulur.... Hazreti peygamber Kuranın mübeyyini /açıklayıcısıdır. İlk müfessir peygamber efendimizdir. Kuranı ondan gayrı anlamaya çalışan kimseler malesef asrımızın baş belası olmuşlardır. Madem bu ayeti biz okuyorsak bu ayetin bize bakan bir... Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Safer ayında içinde bulunduğumuz bu ay uğursuzluk yoktur buyurmuştur. Bu hadisi ve benzeri uğursuzluk olmadığına dair 300’e yakın hadis vardır. Buna rağmen cahiliye döneminden... Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Bir kimsenin müslümanlığı iyi anladığının bir delili de kendisini ilgilendirmeyen meseleleri kurcalamamasıdır.” Hangi sohbet ortamında oluyorsak orada tüm yetenek ve tecrübelerimiz pınar... Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu Müşriklere karşı malınızla, canınızla ve dilinizle cihat edin! Kimin ne imkânı varsa bunu Allah için kullanması onun cihadıdır. Sosyal medya hesapları da... Mümin, çevresinde olan biten olaylardan bihaber değildir. Mümin önemli olayları ve gelişmeleri takip eder. Özellikle çevresinde, yakın yerlerde, komşu ülkelerde, aynı kıtada, aynı coğrafyada, aynı ülkede, aynı ilde yaşanan önemli... -Hangi Gün Geleyim Diyorum?-Müsait oluca haber veririm gün yani dizinin yeni bölümünün yayınlanmadığı gün demekmiş! Bey efendinin Haftalık Virdi HAFTALIK VİRD Pazartesi Günü Hangi VİRD var?2000 Star TV –... Allahın gönderdiği son kitap olan Kuran’ı anlamak her müslümanın görevidir. Bunu kendisi okuyarak anlama imkânına sahip değilse meal, tefsir vb. yollarla anlamaya çalışmalıdır. Meal nedir? Arapça bir kelime olan meal;... Tefsir Allah Teâlâ’nın gönderdiği son kitap Kuranın açıklanması faaliyetidir. Şüphesiz ki, bu konuda ilk müfessir Rasulullah’tır. Sahabeler anlamadıkları ayetleri peygamber efendimize soruyor. O da bunları izah ediyor/tefsir ediyordu. “Biz sana... Halk arasında yaygın olan ve bazı rivayetlere de dayandırdığına göre Azrail ölüm meleği olup onun yardımcıları vardır. Yine başka rivayetlere göre ise Azrail tek başına aynı anda binlerce insanın canını... Bidat Genel anlamda İslam dininin asli kaynaklarında olmadığı halde sonradan toplumun bir kesimi tarafından yapılan ibadet veya ibadet zannedilen şeylerdir. Mesela Safer ayından uğursuzluktan kurtulmak için üretilen antiuğursuzluk namazı gibi... Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Her kim Allah’ın kitabından bir harf okursa onun için bir hasene sevap vardır. Her hasene de on katı ile karşılık bulur. Eliflammim...

allahın rızasını kazanmak için yapılan her türlü iyiliğe ne denir